1 Eylül 2013 Pazar

SEVGİNİN DİLİ



SEVGİ VE HOŞGÖRÜ

Yeryüzünün en güzel misafiri olan insan, diğer bütün canlılardan daha mükemmel bir şekilde yaratılmış ve onlara kumandanlık edebilecek vasıflarla donatılmıştır. Bu yönüyle insan sevgiyle dolu olduğu gibi, varlıklara da hoşgörüyle yaklaşmakla sorumludur.
“Biz muhabbet fedaileriyiz husûmete vaktimiz yoktur” diyen asrın sahibi Bediüzzaman Hazretleri, toplumda sevginin ne derece önemli olduğunu belirtmektedir. Fertlerin gönüllerine yerleştirilen sevgi tohumları yeşerdiği vakit, muhabbet gülleri açacak büyük bir ağaç olacaktır. Sevginin olduğu yerde hoşgörü vardır. Hoşgörünün yerleştiği toplumlarda huzur, sükûn ve güzellikler hâkim olur. Kin ve nefretin ortadan kalkması, sevgi ve hoşgörünün her tarafta yayılması ile mümkündür. Yüce Rabbimizin Allah Resûlüne “Habibim” diye hitap etmesi sevginin büyüklüğünü bizlere ikaz mahiyetindedir. “Eğer Allah’ı seviyorsanız Habibullaha ittiba ediniz. Yani onun emirlerine uyunuz, onu dinleyiniz. Eğer onu dinlemiyorsanız bilmelisiniz ki Allah’ı sevmiyorsunuz” demektir. Bu İlâhî ikaz karşısında aklı başında olan her insan düşünüp kendisini sorgulamak zorundadır.
Muhabbetin yani sevginin bu kadar önem kazandığı bir dinin mensupları olan biz Müslümanlar, değil sadece Müslümanlar arasında bütün dünyada sevgiyi esas kılmak zorundayız. Hoşgörüyü topluma ve gönüllere yerleştirmek zorundayız. Toplumdaki bugünkü sıkıntıların kaynağı da büyük ölçüde hoşgörüsüzlük değil mi? Yunus Emre ne güzel söylemiş: “Yaratılanı hoşgörürüm yaratandan ötürü” diyerek sevgiyi herkese yaymanın ve herkesi sevmenin, Allah’ı sevmeye ve bundan dolayı mahlûkatı sevmeye yönelik olduğunu belirtmiştir.
Medenî toplumlarda şiddete yer yoktur. “Medenilere galebe çalmak ikna iledir. Söz anlamayan vahşiler gibi icbar ile değildir” sözü ile asrın müceddidi bizim tebliğ metodumuzu belirtmiş. Kavl-i leyyin ile tebliğ etmemiz gerektiği de Allah Resûlünün sözlerinden anlaşılmaktadır. Sevgisizliğin ve hoşgörüsüzlüğün olduğu yerde şiddet, kin, nefret ve her türlü kötülük yayılarak toplum hayatımız da zarar görür. Çevremizde gördüğümüz olaylar karşısında düşünüp nerede yanlış yaptığımızı araştırmamız gerekir. Sevgiyi esas tutan bir dinin mensupları olan bu milletin çocuklarının birbirinden nefret etmesi kadar korkunç birşey olamaz. Hırsızlığın, yolsuzluğun, şiddetin, nefretin yaygınlaşması toplumlarda manevî değerlerin yok olmasının ya da zaafa uğramasının belirtileridir.
Netice itibari ile her insan mahiyetinde bulunan ailesinden, çocuklarından sorumlu; her yönetici idaresindeki kişilerden mesuldur. Bunları eğitmek, güzeli göstermek, kötülüklerden uzaklaştırmak her sorumluluk taşıyan insanın birinci vazifesi olmalıdır. Belki bu şekilde kötülükler azalır, sevgi ve hoşgörü topluma hâkim olur.
Rafet ÖZCAN
14.06.2006

31 Ağustos 2013 Cumartesi

AKILLI GENÇLERE TAVSİYELER…



M. Ali KAYA
1. Ne kadar emin olursanız olun, her duyduğunuz ve gördüğünüze inanmayın!
2. Ne kadar kendinize güvenirseniz güvenin, araştırmadan emin olmayınız.
3. Ne kadar bilirseniz bilin, ama bir bilene sormadan emin olmayınız.
4. Ne kadar isterseniz isteyin, hislerinizle hareket etmeyiniz.
5. Ne kadar zekânıza ve bilginize güvenseniz de tecrübeli kişileri dinleyiniz.
6. Ne kadar kararlı olursanız olun; ama burnunuzun dikine gitmeyiniz.
7. Kalbiniz ne kadar size gerçeği söylese de aklınıza sormadan karar vermeyin.
8. Ne kadar dua etmiş olsanız da talihinize fazla güvenmeyin, çalışmaya bakın.
9. Ne kadar bilseniz de bilginize güvenmeyin, bilmediklerinizin olacağını bilin.
10. Kendinizi ne kadar beğenseniz de başkasının sizi nasıl gördüğüne bakın.
11. Yaptıklarınızın ne kadar doğru olduğunu bilseniz de kendinizi sorgulayın.
12. Biri hakkında ne kadar emin olsanız da yine de peşin hükümlü olmayınız.
13. Olayları ne kadar iyi bilseniz de perde arkasını bilmeden karar vermeyiniz.
14. Ne kadar özgür fikirli olsanız da sabit fikirli olmayınız.
15. Ne kadar çok bilgiye sahip olsanız da detayları atlamayınız.
16. Ne kadar çok zamanınız olsa da bu günün işini yarına bırakmayınız.
17. Ne kadar katı tutumlu olsanız da şartları ve zamanı düşünerek esnek olunuz.
18. Kendinize ne kadar güvenirseniz güvenin; ama başkasının penceresinden de bakınız.
19. Karşınızdaki ne kadar kusurlu olursa olsun, onu kusurunu yüzüne vurmayınız.
20. Arkadaşlarınız ne kadar çok olursa olsun güveneceğiniz arkadaşınızı iyi seçiniz.
21. Olayları ve sorunları sadece kendi açınızdan değerlendirmeye çalışmayınız.
22. Bulunduğunuz ortamda yerinizi ve haddinizi bilin.
23. Ne zaman konuşacağınızı ve nerede susacağınızı iyi tespit edin.
24. Başkalarının hayallerine ve ideallerine inanmasanız da saygı duymasını bilin.
25. Ağzınıza girenlerle, dudaklarınızdan çıkanlara dikkat ediniz.
26. Karşınızdaki insana ne kadar güvenseniz de kendinize saklayacağınız sırrınız olsun.
27. Başkalarının dürüst olmadıklarından şikâyet etmeden önce kendiniz sorgulayın.
28. Vicdanınız rahatsa sizi suçlayanlara fazla önemsemeyin.
29. Ne kadar akıllı olursanız olun, öfkeli olduğunuz zaman karar vermeyiniz.
30. Doğru şartların oluşmasını beklemek yerine, şartları siz kendiniz oluşturun.
31. Bir konuda “Evet!” derken de, “Hayır!” derken de iyi düşünün.
32. Haksızlık karşısında tepki göstermekten çekinmeyiniz.
33. Hatalarınızı size söyleyenlerin sizin dostlarınız olduğunu unutmayınız.
34. Başkalarının sizi suçlamasına fırsat vermeyiniz.
35. Başarısızlığınızın sebeplerini asla dışarıda aramayın.
36. Bir şeyi kaybederken bir başka şeyi kazandığınızı unutmayın.
37. Canınızı sıkan şeylerin sizi üzmesine fırsat vermeyiniz; unutunuz gitsin.
38. Geçmişe takılıp kalmayınız; istikbal geçmişte değil, gelecektedir.
39. Sizi cesaretlendirecek ve motive edecek arkadaşlar edinin.
40. Kalbinizden imanı, dilinizden duayı eksik etmeyiniz.

24 Ağustos 2013 Cumartesi

GÖNÜLDEN GÖNÜLE,SEVGİ SÖZLERİ



RAFET ÖZCAN

"GÜZEL DÜŞÜNEN GÜZEL GÖRÜR,GÜZEL GÖREN HAYATINDAN LEZZET ALIR".

GÜZEL SÖZLER


YAŞAM ÜZERİNE
Gençliği anlamaz hale gelmişseniz,dünyadaki işiniz bitmiş demektir. Hz.Ali
Zor olan kahramanca ölmek değil,kahramanca yaşamaktır.                                       Cenap.Şehabeddin
Yaşamak için yemeli,yemek için yaşamamalıdır. Moliere


İNSAN İLİŞKİLERİ ÜZERİNE
İnsanları yargılarsan onları sevmeye zaman kalmaz. Rahibe Terasa
Bir insanı tanımak istiyorsanız onu büyük bir mevkiye geçiriniz. La Bruyere
Gerçek olan bir tek yarış vardır,insanlık yarışı.
Her insan meyvesi ile tanınır. Martin Luther

FAZİLET-ERDEM ÜZERİNE
Öfkeni aklınla yenemiyorsan kendini insandan sayma. Volter
Fazilet ruhun güzelliğidir.Sokrates
Yeryüzünde yegane solmayan çiçek fazilet çiçeğidir. Cowper
Gümüş altından altın faziletten daha ucuzdur. Horatius

DOSTLUK ÜZERİNE
Biri sana sırtını çevirirse üzülme,böylece dostunla düşmanını ayırt etmiş olursun.Hz.Ali
Dost kazanmanın tek yolu .Dost olabilmektir. Emerson
Dostu olmayan insan en yoksul insandır. J.M.Bechestein
Ayıpsız dost arayan dostsuz kalır. Mevlana

BİLGİ ÜZERİNE
Akılsızlık alameti dörttür;
1-Ahmağa fikir danışmak,
2-Cahile para vermek,
3-Dostların öğütlerini dinlememek,
4-Dünyadan ibret almamak, F.A.Horz
Alimi mürşit koyun olmalı kuş olmamalı,zira koyun kuzusuna süt, kuş yavrusuna kay verir. Bediüzzaman

İYİLİK ÜZERİNE
Kötü insanlar yemek için yaşar,iyi insanlar yaşamak için yer. Sokrates
İyilik insanlık sanatıdır. Nizami
İyilik insanları birbirine bağlayan altın zincirdir. Goethe
İyiliği yalnız iyiler anlar,kötülüğü herkes. Cenap Şehabettin
Fenalığa mani olmakta iyilik sayılmaz mı? Descartes

ACI ÜZERİNE
Acıların en acısı,kendi kendimize çektirdiğimiz acıdır.Sophokles
Acı,akıllı adamların hocasıdır.Türk Atasözü
İnsanın alışamayacağı acı yoktur.G.D’Annunzio
Acı tanımamış olmak büyük bir acıdır. M.T.Çiçero

İBRETLİ SÖZLER
Mezarlıktakilerin pişman oldukları şeyler için,dünyadakiler birbirlerini kırıp geçiriyorlar.  İmamı Gazali
Karanlıktan şikayet edeceğine kalk bir mum yak.   Konfeçyüs

BAŞARI İLE İLGİLİ SÖZLER
Hayatta en büyük eğlence, başkasının yapamazsın dediği şeyi yapmaktır. Wolter Bogeth
Hiç kimse, başarı merdivenine elleri cebinde tırmanmamıştır. J.Keth.Moorhead
Hayatta başarılı olmak için,akılsız görünmeli,ama akıllı olmalı. Montesqio

SEVGİ ÜZERİNE
Sevgi,sevgi üreten bir güçtür.Güçsüzlük sevgi üretmemektedir. Eric Fromm
Sevmek insanın kendi kendini aşmasıdır.Oscar Wilde
Gerçekten sevenler karşılık beklemeden severler. A.Hamdi Tanpınar.

MUTLULUK ÜZERİNE
İnsanlardan hiç bir şey beklemeyen mutludur.Çünkü o hiçbir zaman hayal kırıklığına uğramayacaktır.  Aleksandır Pope
Bütün mutsuzluklar yokluktan değil,çokluktan ileri gelir. Tolstoy
Mutlu olmanın iki yolu vardır:Ya arzularımızı azaltmak.Ya da imkanlarımızı çoğaltmak. B.Franklin

DOĞRULUK ÜZERİNE
İnsanların en cömerdi istenmeden veren;en asili de intikama gücü yeterken bağışlayandır. Hz.Hüseyin
Her sözün doğru olsun,fakat her doğruyu her yerde söyleme. Bediüzzaman
Yalanın dostu,gerçeğin de düşmanı yoktur. Emile.De Grardin
Eğri olanın gölgesi de eğridir. Hz.Ali

ÖRNEK OLMAK ÜZERİNE
Çocukların nasihatten çok,iyi örneğe ihtiyacı vardır.Joseph Jobert
Nasihat etmek kolay,örnek olmak zordur.
İyi bir örnek,insanları yola getirmek için en iyi metot değil,tek çaredir.

OKUMAK ÜZERİNE
Okumayı hiçbir hazineye değişmem. E.Gibon
Okuma alışkanlıkların en iyisidir. A.Albelet
Okumayı öğrenmek en güç sanattır. Goethe
Şimdi oku,yarın mezarda  okuyamazsın.  Zübeyir Gündüzalp

                                           

EN BÜYÜK DÜŞMAN,#CEHALET#

Rafet ÖZCAN


ŞİMDİ KİTAP OKUMA ZAMANI

Kitap okumayı öğrenciye öğretmen 
kazandırır.
Kitaplar tozlu raflarda kalmasın.
Sınıf ve okul kütüphanesindeki kitaplar okunmayı bekliyor.
Eğitimciler öğrencilere örnek teşkil eder.
ÇOCUKLARA OKUMAYI SEVDİRECEK   3 ALTIN  ANAHTAR
1- Ona odasında bir kitaplık oluştur.
2- Çocuğun ne tür kitaplardan zevk aldığını öğrenmek ve ona göre kitap almak.
3- Olumlu davranışlarında onu kitapla ödüllendirmek.
OKUMAYI ENGELLEYEN ETKENLERİ ORTADAN KALDIRALIM
Kitap okumak sınavlarda anlamayı kolaylaştırır.
Yavaş okumak kitap okuma isteğini azaltır
Verim alınacak saatlerde kitap okunmalıdır.
OKUYABİLECEĞİNİZ KİTAPLARA NASIL ULAŞACAKSINIZ?
Büyüklerimizden ve öğretmenlerimizden yardım alalım.
Kitap okuma isteğinizi öğretmeninize söyleyin
Okuduğunuz kitabı iade etmeyi unutmayın.
Okumak için yeni kitap alın
Kitabı yırtma ve okuduktan sonra atma.
KİTAP OKURKEN NASIL DAVRANMALIYIZ?
Kitap okurken sessiz olmalıyız
Çevremizdekileri rahatsız etmemeliyiz
Kitap sayfalarını sessiz çevirmeliyiz.
Kitapları temiz tutmalıyız
Kapağını sayfalarını çizmemeliyiz.
Kütüphane gibi yerlerde kitap okurken asla sakız çiğnememeliyiz.
KİTAPLAR,SESSİZ ÖĞRETMENLERDİR
Bana kitaplarını göster sana nasıl bir ruh taşıdığını söyleyeyim.
Kitap hiç solmayacak bitkilerdir.
Okumak bir deva,anlamak bir şifadır.
İnsanlığa başlıca borcumuz:Üşenmeden okumak,bıkmadan okumaktır.
Şimdi oku,yarın mezarda okuyamazsın.
İLİM ,İLİM BİLMEKTİR,İLİM, KENDİNİ BİLMEKTİR.
Biz muhabbet fedaileriyiz,husumete vaktimiz yoktur.
Evet hakiki mü'min aldanır fakat aldatmaz.
HER İNSAN  ÖLÜMÜ TADACAKTIR.
Misafir olduğunu unutma!
Misafir olan kişi beraberce getirmediği şeye gönlünü bağlamaz.
Vücudunu mucidine feda et.
 Karşılığında büyük bir fiyat alacaksın.
Bu dünyadan aziz olarak çıkmaya çalış.
                                              

16 Ağustos 2013 Cuma

EĞİTİMİN GÜNCEL SORUNLARI

Rafet ÖZCAN

Öğretmen yetersizliği
Sınıfların kalabalık olması
Eğitimin sınavlara endekslenmiş olması
(SBS, ÖSS, ALES, ÜDS, KPSS, TUS, vb)
Ders kitaplarının niteliği
Yönetici atama yönetmeliğinin işletilememesi
Yabancı dil öğretiminin başarılı olmaması
Okullarda ders araç gereçlerinin yetersizliği
19. VE 20. YÜZYILDA FABRİKAYI MODEL ALAN OKULLAR
Günümüzde okullar, çocuklarımızı 21. yüzyıl sorunlarını çözebilecek beceriler kazandıracak şekilde yapılanmamıştır!
FABRİKALARI MODEL ALAN 20. YÜZYIL OKULLARININ TEMEL İŞLEVLERİ
Anne babaları fabrikalarda çalışmaya giden çocuklara güvenli bir ortam sağlamak, çocukları orada güvenli bir ortamda alıkoymak,
Gelecekte fabrikalarda çalışacak olan işgücünü yetiştirmek,
Toplumsal bütünleşmeyi sağlamak
Günümüzde okullar, dünyanın birçok ülkesinde temel işlevlerini yerine getirememekte, bu nedenle de ciddi eleştirilere uğramaktadır.
20. YÜZYILDA OKULLARIN İKİ TEMEL İŞLEVİ
Çocukları bir üst eğitime hazırlamak,
Çocukları hayata hazırlamak.
Okullarımız bu iki işlevi de yerine getirememektedir.
Okullarımız, çocukları üst öğrenime hazırlama işlevini dershanelere devretmiştir;
ilk ve orta öğretim kurumlarından mezun olanların gelir getiren bir işe yerleşmelerini sağlayacak becerilere sahip oldukları da söylenemez, dolayısıyla hayata hazırlama işlevini de yerine getirdiği söylenemez.
21. YÜZYILDA OKULLARIN İŞLEVİ
21. Yüzyılda eğitimin niteliği ve okulun işlevleri büyük ölçüde teknolojik değişim tarafından ve bu değişim karşısında takınılan tavır tarafından belirlenecektir.
İddia şudur: Günümüzdeki teknolojik gelişmelerin insanlık üzerindeki etkisi, sözlü kültürden yazılı kültüre geçiş kadar önemlidir. Başka bir deyişle, günümüzdeki teknolojik gelişmeler insanlığı en az yazının icadı kadar etkileyecektir. Söz konusu etkiyi, bilimsel bilgi miktarındaki artış hızında, bilgi birikiminde, bilgiye kolay erişimde, vb. görmek mümkündür.
Teknolojik olarak 21. Yüzyılda yaşıyor olmamıza rağmen okullarımız ne yazık ki 20. yüzyılda kaldı.
21. Yüzyılda eğitimin niteliği ve okulların işlevi, fabrikaları model alan eğitim ve okul anlayışıyla çözülemez.
21. Yüzyılda çözülmesi gereken yerel, ulusal ve küresel problemler önceki yüzyılların problemlerinden çok farklıdır. Açıkça belirtmek gerekirse, 2009-2010 yılında okula başlayacak ve 2067 yılında emekli olacak olan bireylerin gerçek dünyada karşı karşıya kaldıkları ve çözmek zorunda oldukları “küresel ısınma”,“kıtlık”, “yoksulluk”, “sağlık sorunları”, “çevre sorunları”, “dünya nüfusunun gittikçe daha hızlı bir şekilde artmakta oluşu” gibi ciddi problemler söz konusudur. Bu problemler, 20. Yüzyılın koşullarına göre yapılanmış olan okul ve eğitim anlayışının farklılaşmasını gerektirmektedir.(Devamı var.)

21. YÜZYILDA EĞİTİM ANLAYIŞI VE UYGULAMALARI

Rafet ÖZCAN                                                                                           

Hızlı teknolojik gelişmeler nedeniyle daha esnek, yaratıcı, karmaşık ve zorlayıcı (meydan okuyucu)
olacak gibi görünmektedir.
21. Yüzyılın henüz başında iken bile gittikçe artan bir ivmeyle küreselleşen, karmaşıklaşan ve özellikle medya tarafından adeta bilgi bombardımanına maruz kalan bir toplum ortaya çıktı ve biz bu toplumda yaşamımızı sürdüreceğiz.
21. YÜZYILIN ORTAYA ÇIKARDIĞI FIRSATLAR
Yeni bilgi ve iletişim teknolojileri geliştirilmekte,
Yeni enerji kaynakları üzerinde çalışılmakta,
Tıp alanında çok önemli gelişmeler yaşanmakta,
Tarihi yapılar aslına uygun olarak restore edilmekte,
Uzayın derinliklerinde olduğu kadar okyanus diplerinde yeni keşifler yapılmaktadır.
21. YÜZYILIN ORTAYA ÇIKARDIĞI FIRSATLAR
21. yüzyıl, insana sınırsız olanaklar sunmaktadır.
Bu olanaklar sayesinde anaokuluna yeni başlayan çocuklardan başlayarak toplumun en yaşlı bireyine varıncaya kadar herkes, gerçek dünyada bir değişiklik yaparak dünyanın daha yaşanabilir bir yer haline getirilmesine katkıda bulunabilir.
21. Yüzyılda eğitim bu anlayışı yansıtmalıdır.
21. YÜZYILDA OKULLAR
Disiplinler arası,
Bütünleştirilmiş,
proje temelli öğretim programları uygulamalıdır
21. YÜZYIL BECERİLERİ
İşbirliği – takım halinde çalışabilme becerisi
Eleştirel düşünme – karmaşık problemlerle uğraşabilme
Sözlü iletişim – sunum yapabilme
Yazılı iletişim – yazma becerisi
Teknoloji – teknolojiyi kullanabilme
Yurttaşlık – yerel, ulusal ve küresel sorunlarla uğraşma; işbaşında öğrenme
Meslekler hakkında bilgi edinme, yeni meslekler öğrenme – hem de stajyerlik yaparak
Bilimsel ve uygulamalı araştırmalar yapabilme
21. YÜZYILDA OKULLAR
Öğrencileri, gerçek dünyada karşı karşıya oldukları problemlerin çözümünü hedefleyen proje temelli öğretim programlarıyla yetiştirmelidir.
Bu yaklaşım,
geçmişin fabrikaları model alan eğitim anlayışının,
öğretimin ders kitabı ve kâğıt-kalemle sürdürüldüğü öğretmen merkezli eğitimin
terk edilmesi demektir.
21. YÜZYIL EĞİTİM ANLAYIŞI
, “okul”, “öğretmen”, “öğrenen”, “bilgi” ve “eğitilmiş birey” gibi kavramları yeniden tanımlanmalı
öğretim programları bu yeni anlayışla geliştirilmeli
21. YÜZYILIN OKULLARI
Okul, etrafı duvarlarla sınırlandırılmış “bina” olmaktan çıkıp “merkez” olarak örgütlenmelidir.
Bu merkezlerin sınırları geçirgen ve şeffaf olmalı, dünyadaki bilgi birikimine erişim konusunda,
öğretmenler,
öğrenciler ve
genel olarak toplum,
birbirleriyle sürekli iletişim halinde olmalıdır.
ÖĞRETMENİN ROLÜ
Öğretmen, bilgi dağıtıcısı olmaktan çıkıp öğrenme orkestrasının şefi olmalı,
Öğrencilerin,
Enformasyonu (ham bilgiyi) bilgiye (knowledge),
bilgiyi de bilgeliğe  (visdom)
dönüştürmelerine yardım eden kişi olmalıdır.
“ÖĞRENEN”
Öğrenenler, geçmişte olduğu gibi okula giden, zamanının belli bir bölümünü okulda geçiren, belli dersleri alan, geçer not ve derece/diploma alan kişiler olarak görülmemelidir.
ÖĞRETMENLER,
 21. YÜZYILIN ÖĞRENENLERİNE ŞU ŞEKİLDE YARDIMCI OLMAYA ÇALIŞMALIDIR:
Öğrencilerin ilgilerini canlı tutmak, gerçek dünyadaki yaşama hazırlanabilmeleri için neleri öğrenmeleri ve nasıl öğrenmeleri gerektiği konusunda yardımcı olmak,
Yaşam boyu öğrenme için gereken merak duygusunu sürekli canlı tutmak,
Daha iyi nasıl öğreneceklerse o şekilde öğrenmelerine yardımcı olmak, öğrenme yöntemleri konusunda esnek olmak,
Öğrenmeye okul dışında da devam etmeleri için, öğrencilerde öğrenme heyecanı yaratmak.
21. Yüzyıl okulu, bireylere 21. Yüzyıl okuryazarlıklarını kazandırmalıdır.
21. Yüzyıl okulu bilgiye erişebilen değil, aynı zamanda;
bilgi üreten,
üretilen bilgiyi teknolojiye dönüştürebilen,
gelişmiş teknolojilerden yararlanarak toplumun ihtiyaç duyduğu mal ve hizmetlerin üretiminde ve dağıtımında aktif rol alabilen,
işbirliği ve takım çalışması yapabilen,
inisiyatif alabilen,
sözlü ve yazılı iletişim becerilerine sahip,
düşünen,
yaratıcı,
esnek,
araştırmacı,
problem çözebilen kişiler yetiştirmelidir. (Devamı var)

21.YÜZYILDA EĞİTİMİN KRİTİK ÖZELLİKLERİ



21. Yüzyıl Becerileri
Küresel sınıflar, Küreselleşme
Disiplinlerarası ve Bütünleştirilmiş
Teknolojiler ve Multimedya
Öğrenci merkezli
Proje temelli ve araştırmalarla yönlendirilen
Yaratıcı kişisel ve sosyal değişim yaratma ve uyum sağlama, yaşam boyu öğrenme
Gerçek dünya ile ilişkili
21. YÜZYIL İÇİN OKURYAZARLIK TÜRLERİ
Güzel sanatlar ve yaratıcılık
Ekolojik okuryazarlık
Siber okuryazarlık
Fiziksel fitness ve sağlık okuryazarlığı
Küreselleşme ve çok kültürlülük okuryazarlığı
Sosyal / Duygusal okuryazarlık
Medya okuryazarlığı
Finansal okuryazarlık
DEĞİŞİM İÇİN
Eğitim ve öğrenmeyi, tıpkı dengeli beslenme ve egzersiz yapma gibi bir sağlık yöntemi olarak düşünmeye başlayın.  Kalp sağlığı için fiziksel egzersiz ne kadar önemliyse, zihin sağlığı için de  2000’li yıllarda öğrenme ve enformasyon (zihinsel egzersiz) o kadar önemlidir.
DEĞİŞİM İÇİN
Eğitim sistemi, dil ve sözel becerileri geliştiren öğretim programlarını daha fazla vurgulamalıdır. Dil ile genel zeka arasında çok yüksek bir korelasyon vardır.
Bir kimsenin yaşamının ilk yıllarındaki IQ düzeyindeki artış, o kişinin yaşamın ilerleyen yıllarında nörodejenerasyondan korunmasına yardımcı olmaktadır.
Dil, kendi başına sağlık ve refah açısından baskın bir role sahiptir.
DEĞİŞİM İÇİN
Öğrenme durağan bir dönem  olarak değil, devam eden bir süreç olarak düşünülmelidir. Devamlı yaşam boyu öğrenme, embiriyonik gelişimden başlayarak yaşamın en son dönemine kadar pekiştirilmelidir. Nöral gelişim açısından iki önemli dönem olduğunu biliyoruz: Bebeklik dönemi ve ergenlik dönemi.  Son yetişkinlik döneminin ortalarında üçüncü bir kritik dönem olabilir.
DEĞİŞİME DİRENÇ GÖSTERME
İletişimi çarpıtma
Sunulanları, olduğundan daha fazla bir şekilde kendi görüşlerine yakınmış gibi algılama
Sunulanları, kendi görüşünden aşırı derecede farklıymış gibi abartarak inandırıcı bulmama
DEĞİŞİME DİRENÇ GÖSTERME
“Biz bunu biliyorduk” sendromu!
***
RAFET ÖZCAN